Son Haberler
YÜKSEKTEN DÜŞME... DÜN GECE GİRNE’DE KALDIĞI APARTMANIN 4. KATINDAN DÜŞEN 37 YAŞINDAKİ HAKAN BÜYÜKTOSUN HAYATINI KAYBETTİ
-www.brtk.net-
TRAFİK YİNE CAN ALDI... LEFKOŞA - GAZİMAĞUSA ANAYOLUNDA DÜN MEYDANA GELEN KAZADA 21 YAŞINDAKİ BARIŞ HAKAN HAYATINI KAYBETTİ
-www.brtk.net-
DENİZ’DE ÖLÜM... LEFKOŞA’DA SAKİN 80 YAŞINDAKİ NURETTİN ERDEMİR, LAPTA’DA BİR OTELİN DENİZİNDE BOĞULARAK YAŞAMINI YİTİRDİ
-www.brtk.net-
DİKMEN’DE YANGIN... DİKMEN’DE DÜN ÖĞLEN YANGIN ÇIKTI
-www.brtk.net-
DİKMEN’DE YANGIN... KISA SÜREDE TAMAMEN KONTROL ALTINA ALINAN YANGINDA AHŞAP BİR BAHÇE EVİ KISMEN VE 10 DÖNÜMLÜK ARAZİ İÇERİSİNDE BULUNAN KURU OTLAR TAMAMEN YANDI
-www.brtk.net-
DENKTAŞ’TAN AÇIKLAMA... KATHİMERİNİ GAZETESİNE DEMEÇ VEREN BAŞBAKAN YARDIMCISI VE MALİYE BAKANI DENKTAŞ, KIBRIS RUM TARAFI VE ULUSLAR ARASI TOPLUMU ŞAŞIRTACAK ÖNERİLERİ OLDUĞUNU, UYGUN ZAMAN GELDİĞİNDE BUNLARI AÇIKLAYACAKLARINI SÖYLEDİ
-www.brtk.net-
EIDE KIBRIS’A GELİYOR... BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİ’NİN KIBRIS ÖZEL DANIŞMANI EIDE BUGÜN LİDERLERLE AYRI AYRI GÖRÜŞECEK
-www.brtk.net-
CRANS MONTANA’NIN ARDINDAN... BM GENEL SEKRETERİ’NİN KIBRIS ÖZEL DANIŞMANI EIDE: TARAFLAR İKİ TOPLUMLU, İKİ KESİMLİ FEDERASYONU İSTİYOR MU EMİN DEĞİLİM. BÜTÜNLÜKLÜ PAKETTE GARANTİ VE MÜDAHALE HAKLARININ KALDIRILMASI DA VARDI
-www.brtk.net-
CRANS MONTANA’NIN ARDINDAN... YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANI KOCIAS, TÜRKİYE’Yİ ADANIN TÜMÜNE SAHİP OLMA İSTEĞİNDE BULUNMAKLA SUÇLADI, ÖZEL DANIŞMAN EIDE’Yİ İSE YALANCILIKLA İTHAM ETTİ
-www.brtk.net-
KKTC ANTALYA’DA TANITILDI... TURİZM VE ÇEVRE BAKANLIĞI TARAFINDAN DÜZENLENEN KKTC TURİZM TANITIM ŞÖLENİ MARK ANTALYA AVM’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ. ETKİNLİK YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
-www.brtk.net-

Bulaşıcı hastalıklarda yeni düzenleme şart!

Pazartesi 5 Haziran 2017

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nesil Bayraktar kamuoyunda tartışmalı hale gelen bulaşıcı hastalık taşıyanların vatandaş yapılması konusunda açıklamalarda bulundu.

İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan yeni bir protokole göre, bulaşıcı hastalığı tedavi edilerek bulaşıcılığının ortadan kalktığını ispatlayanlar son 6 aydır vatandaş olabiliyor.

Bu konudaki raporların altına imza atan kişilerden biri olan Dr. Bayraktar HK Ajans’a yaptığı açıklamada Dr. Bayraktar, dünyanın hiçbir yerinde bulaşıcı hastalık taraması yapılarak vatandaşlık veya çalışma izni verilmediğine vurgu yaparak, konuyla ilgili kamuoyunda popülist değil, insani tartışmalar yapılması gereğine işaret etti.
Dr. Bayraktar açıklamasında;
” Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hiçbirinde gerek vatandaşlık, gerekse çalışma izinleri konusunda Hepatit C, B ve HIV taraması yapılmaz. Ancak sadece Hepatit C ve HIV için doktorlardan onlar da cerrahi girişim yapıyorsa tarama yapılan bir iki yer var. Bunun dışında İran, Irak, ağırlıklı olarak dindar ülkeler HIV için kısıtlama getiriyorlar. Ancak B ve C Hepatit için kısıtlama getirmiyor. Onun da gerekçesi HIV’in bir homoseksüel hastalığı olduğuna dair sahip oldukları bir ön yargıdır. Çünkü şu anda dünyada oranlar nerede ise %50-50 dir. O yüzden dünyada herhangi bir şekilde Kuzey Kıbrıs’taki uygulama söz konusu değildir. Vatandaşlık veya çalışma izninde Hepatit B, C, HIV, frengi ve tüberküloz taraması yapılmaz.

Bir yasamız ve bu yasada özellikle yurttaşlık için söylenen “toplum sağlığını riske eden herhangi bir bulaşıcı hastalığın bulunması halinde” diye bir ibare vardır.Ancak burada toplum sağlını riske eden bulaşıcı hastalık dediğimiz şey: dünya çapında salgınlara neden olan örneğin çiçek, ebola, şarbon gibi biyolojik silah özelliği taşıyabilecek hastalıkları olanlara yurttaşlık verilmez. Burada bahsedilen Dünya Sağlık Örgütü’nün koyduğu kriter budur. Bizim elimizdeki kriter ise bundan 20 yıl öncesine ait Hepatit C ve B ile HIV olanların vatandaş yapılmaması ve Hepatit C ve HIV olanların da sınır dışı edilmesidir.

Bundan yaklaşık 6 ay önce bir protokol değişikliğine gittik. Çünkü, Dünyadaki sağlık uygulamaları içerisinde ya da nüfus planlamaları içerisinde böyle bir uygulama olmadığını gördük. Bir ülkede nüfus planlaması yapıyorsak bunu bulaşıcı hastalıklar üzerinden yapmayız. Yaş üzerinden yaparız. Tabii ki bunu uzmanlar daha iyi bileceklerdir. Bu anlamda da bir değişiklik istedik ve uzunca bir süre İçişleri Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ciddi bir işbirliği yapık. Bunlarla ilgili yapılan çalışmalar sonucunda yeni bir protokol ortaya çıktı. Bu protokolün uygulamasıdır şu anda tartışılan.Kime vatandaşlık verilir. Bulaşıcılığı ortadan kalkmış olan Hepatit B ve C’ye vatandaşlık verebiliyoruz. HIV ise çok saçma bir şekilde hala sınır dışı ediliyor. Oysa bugün HIV’in tedavisi Hepatit C’ye göre çok daha kolaydır ve çok daha ucuzdur ve takibi de çok daha rahattır. Bulaşıcılığı çok daha hızlı kaybolan bir hastalıktır. Ama biz bugün biz HIV’i sınır dışı ediyoruz. Şu anki protokole göre de aşamadık ne yazık ki. Hepatit C ‘yi de aylık bin 500 TL gibi bir rakamla tedavi ediyoruz.

Hepatit C ve B ile HIV ortak olarak kan yolu ve cinsel yolla bulaşırlar. Buradan da şu sonucu çıkarıyoruz. O kapı kolunu tuttu diye siz de tutarsanız bulaşmazsınız.Tokalaşma, öksürme, hapşırma ile bulaşmaz. Aynı tuvaleti kullanmakla bulaşmayacak veya o kişi bana yemek pişirdi diye pişmiş yemekten bulaşmayacak. Gıda sektörünün herhangi bir yerinde çalıştığında bulaşmayacak. Çünkü cinsel yolla veya kan yoluyla bulaşan bir şey. Gıda ile alamazsınız çünkü mide asidini geçemez. O yüzdendir ki gerek çalışma izinlerinde, gerekse vatandaşlıklarda biraz daha yol açtık.
Ancak bunun insani tarafından bakarsak, biz bugün Hepatit B ve C’ye 20 yıl burada çalışma izni çıkarıp, 21’inci yüzyılda “ben seni vatandaş yapmam” deme hakkını zaten bulamayız. Sağlık açısından bir insani yönü yok. Ama gösterilen gerekçe sanki sağlıkmış gibi. Yani şöyle söyleyim. Toplum sağlığını riske ettiği için biz vatandaş yapmıyoruz. Ama bunun bilimsel bir dayanağı yok. Başka bir gerekçe gösterilse bununla ilgili olarak benim bunun altında imza atma hakkım yoktur bir hekim olarak. Ama Hepatit B ve C için HIV için yaptığında bunun bilimsel bir verisi yok. Bu şartlar altında Türkiye’de 10 milyonu aşkın Hepatit B hastası var. Bu insanlar garson veya ahçı olmuyor mu? Cerrah olmuyor mu? Oluyor. İngiltere’de 1 milyona yakın kayıtlı var. Orada bu insanlar gıda sektöründe çalışmıyor mu, elbette çalışıyorlar. Bizde niye çalışamıyorlar?
Bu kısıtlamanın gerekçesi eğer vatandaşlık vermeyi azaltmaksa, bunun için gerekçe toplum sağlığının riski değildir. Daha sosyolojik bir gerekçe gösterilsin. Sağlıkla ilgili gösterildiğinde ne yazık ki insan haklarını çok fazla aşar ve yapılan uygulama da maksadını aşar. Bu anlamda da verilen mücadele gayet güzel olmuştur ve en azından burada yıllarca emek veren, çocuğunu çoluğunu burada doğurmuş, burada aile kurmuş, yatırımını yapmış insanların ellerinden haklarını sırf bulaşıcı hastalıkları var diye gasp etmek çok yanlış. Ama görüyoruz ki bu birileri için rant kavgasına dönüştü. Birileri için siyasi söylem haline dönüştü. Eğer konu devletin parasıysa, sanki insan sağlığı için harcanmış para, diğerleri ile çok kıyaslanmaması gerekir diye düşünüyorum.

Hepatit B’nin aylık maliyeti yaklaşık 300-400 TL’dir. C’nin daha önce de dediğim gibi bin beş yüz TL. HIV’in ise şu an 2 bin ile 4 bin 500 TL arası değişir aylık maliyeti. Bir diyaliz hastasının aylık maliyeti ise 7 bin TL’dir. Bir onkoloji hastasının ilaçlarının fiyatı dudak uçuklatır. Biz bu şartlarda demiyoruz ki “onkoloji hastalarına bakmayalım çok pahalıdır.” Böyle bir şeyi nasıl söylemiyorsak, ya da “ bir by-pass ameliyatı 20-25 bin TL’dir diye yapmayalım” demiyorsak “bu insanlar Hepatittir tedavi etmeyelim” demeyeceğiz tabii ki.
Mantık aslında çok farklı değil ve bugün kabul etmemiz gerekir ki diyabet hastalarının maliyeti ile Hepatit hastalarının maliyetini kıyaslarsak biri diğerinin yarısından daha azdır. Ama burada dediğim gibi tamamen bilimsellikten uzaktır. Bu tedavinin uygulanması çok kolaydır. Hepatit B’de sadece bir hap kullanıyoruz, HIV’de sadece bir hap kullanıyoruz. Hepatit C’de tek hapla tedavi pahalı olduğu için daha ucuz olan tedaviyi seçip, haftada bir gün iğne, geriye kalan her gün hap içiyoruz. Bunları da başarıyla gayet iyi uyguluyoruz. Şu ana kadar Hepatit C ve B’ye bağlı olarak gelişmiş bir sirozdan kaybettiğimiz bir hastamız yoktur. En azından benim dönemimde son 5 yıl içerisinde. AIDS’den kaybettiğimiz hastamız yok. Bunlar iyi ilerlemelerdir çünkü bu ilaçları buraya getirtebilmek için çok uğraştık. Eğer ben hasta tedavi etmeyeceksem bu ilaçları neden getirttim. Kaldı ki devlete olan külfetinden bahsedecek olursak, vatandaşlık almadan önce bulaşıcılığının ortadan kalktığını kişilerden talep ediyoruz. Bulaşıcılığın ortadan kalkması için de kişi o güne kadar ki sağlık masrafını kendi karşılıyor. Bulaşıcılık ortadan kalktıktan sonra vatandaşlığı kabul ediliyor.

Muhtemelen. Hepsini tek tek hatırlayamam. Ortalama ben günde 10-15 kişi Hepatit B ve C vakasını bulaşıcılıklarına göre gerek tedavilerini gerekse bulaştırıcılıkları yoksa vatandaşlıkları için sağlık açısından rapor veriyorum. Günde ortalama 10-15 kişiden bahsediyorum, 2’den değil. Vatandaşlık ve çalışma izinleri için bulaşıcı hastalık tarama sonuçlarına göre ortalama sadece bugünkü hesabıma göre elimde şu an 150 tane sonuç var. 150 sonucu onaylayacağım, bunlar Sağlık Bakanlığı’na gidecek. Orada denetlenecekler. Sağlık Bakanlığı bunun sonuçlarına göre tekrar bana gönderecek. Kişinin bulaştırıcılığını bir daha teyit edeceğim. Çünkü dış laboratuvarı da teyit etmek durumundayım.
Devlette doğrulamadan hiç kimseye hüküm vermiyoruz. Toplum sağlığını riske edecek bir hastalık zaten değil iken, biz şu an olası en minimal düzeyde masraf çıksın diye kendimizce kotalar koyuyoruz. Oysa şu an söylediğim bu taramaların ya da bulaştırıcılığına göre çalışma izni veya vatandaşlık verilmesinin bilimsel hiçbir değeri yok.
Ben bir hekim olarak bir insanın tedavi masrafı üzerinden değil, iyileşip iyileşmemesi üzerinden değerlendirmekle mükellefim. Ve inanırım ki devlet politikaları da, sağlık politikalarını oluştururken, önceliğinin sağlık olması gerekir. Ve bunu da siyasi bir söylem geliştirerek değil, mümkünse bilimsel verilerle, uluslararası verilerle hareket etmesini, dünya konjonktürüne yakın bir şekilde hareket etmesini beklerim. Çünkü geriye kalan herşey açıkcası siyasi kaygılarla yapılmış söylemlerdir ve hiçbir ideolojik zemini yoktur. Çünkü Hepatit B’nin ideolojik zemini yoktur. Yani hiçbir virüs bana bugüne kadar “sağcıyım veya solcuyum” demedi. Bu virüsler sınırları da geçebiliyorlar.
Bu rakamlar Bakanlıkta bulunur ve hekimlerle pek paylaşılmaz. Ama hepatit B oldukça sıktır, ardından Hepatit C takip eder, sonra da HIV. HIV pozitif olan yabancıları direk sınır dışı ettiğimiz için zaten bununla ilgili çok fazla bir şey söyleyemeyiz. Bunun önüne de ne yazık ki geçemiyoruz. Apar topar kişileri gönderiyoruz.
Bu 6 ay öncesinde verdiğimiz çabada Bakan ile Müsteşar çok büyük emek verdi. İçişleri Müsteşarı da öyle ve bu süreci başlattık. Yeterli mi derseniz hayır. Bugün hala bulaştırıcılık üzerinden çalışma izni veya vatandaşlık vermek, sınır dışıların olması son derece geri kalmışlığın göstergesidir. Açıkcası sağlık alanındaki cehaletimizin göstergesidir. Bu çalışma mümkün olan en iyi politik zeminde yapıldı. Ben inanırım ki bugün bu söylemde bulunan vekiller de o koltuklara geldikleri zaman yine bunu yapacaklar. O koltuğa oturan herkes bunu görecek.

Öğrenci adı altında kendileri bir rahatsızlık için başvurmuyorsa, tarama zorunluluğu getiremedik. Çok istedik ama henüz daha bir aşama kaydedemedik. Ne yazık ki bir takım salgın bölgeleri vardır ve biz o ülkelerden öğrenci alıyoruz. Nijerya, Zimbabwe, gibi ülkelerden çok ciddi öğrenci potansiyelimiz var. Zimbabwe’nin nüfusunun % 33’ü HIV pozitiftir. Ülkemizde 4 bine yakın Zimbabweli vardır. Nijerya’da % 16 HIV pozitif vardır. Bizde 5 bin kusur Nijeryalı vardır ama biz bunları taramıyoruz.

Bu çocuklar her sektörde çalışıyorlar. Ne yazık ki öğrenci adı altında başka işlerde de çalıştırıyorlar. Bu yönden de baktığınızda kontrolsüz bir gruptur bunlar aslında. Bunu neden başaramadığımız konusunda net bir şey söyleyemem ama bu konuda çok ciddi taleplerimiz oldu. Yakın tarihte bir vakamda şöyle bir şey yaşadım. “Doktor Hanım bir boş anıma geldi. Yolda otostop çeken bir siyah kadın vardı. O akşam ücret karşılığı birlikte olduk. Şimdi başıma bunlar geldi” dedi. Çünkü adam şu an HIV pozitiftir. Kadın nerede bilmiyoruz. Kaç kişi ile daha beraber oldu bilmiyoruz.” dedi.

reklam-banner1
DİĞER HABERLER
  • EN ÇOK OKUNAN HABERLER

  • DÖVİZ KURLARI

    0%
    3,5304
    3,5368
    0%
    4,0612
    4,0685
    0%
    4,5745
    4,5983
  • Son Eklenen Programlar

  • NÖBETÇİ ECZANELER

  • Hava Durumu

    KKTCBugünYarın
    Lefkoşa 37/25° 36/22°
    Girne 34/25° 34/21°
    Mağusa 34/25° 33/23°
    İskele 36/24° 34/24°
    Güzelyurt 33/25° 33/21°
  • ACİL TELEFONLAR

    Yangın 199
    Polis İmdat 155
    Orman Yangını 177
    Acil Sağlık 112
    Sahil Güvenlik 158
    Meteoroloji 166